Bir şarkı üzerine
27/10/2009
bitti bu aşk bitti
Gün gelir anlarsın aşkımı benim,
gün gelir yanarsın bu sevgi için,
pişmanlık duyupta yalvarsan bile
bitti bu aşk bitti haberin olsun...
Ağlama ağlama kalbim ağlama,
sevmemiş vefasız boşuna yanma,
ölsen o zalimin adını anma..
bitti bu aşk bitti kalbim ağlama..
Ağlarım ağlarım çok sevdim onu,
yanarım yanarım bilmedi bunu..
böylemi bitecek bu aşkın sonu
bitti bu aşk bitti yazıklar olsun..
Ne güzel başladı aşkımız senle,
ellerin elimde sevgin kalbimde,
bilmiyorum nasıl geldik bu hale,
bitti bu aşk bitti haberin olsun..
Ağlama ağlama kalbim ağlama,
sevmemiş vefasız boşuna yanma,
ölsen o zalimin adını anma..
bitti bu aşk bitti kalbim ağlama..
Ağlarım ağlarım çok sevdim onu,
yanarım yanarım bilmedi bunu..
böylemi bitecek bu aşkın sonu
bitti bu aşk bitti yazıklar olsun..
Melda kuyucu solist olarak okumuş şarkısı da çok güzel, yaşanan ancak devamı mümkün olmayan aşklara ve ayrılıklara, özlemlere hitap eden ancak tam olarak tercüman olmasa da hüzünlü vurgusu ile her ayrı düşen sevgililerin kendinden bir parça bulduğu bu şarkı böyle bir şiire dönüştü...
Benimde yüreğimden mısralar döküldü birden
Diyemedim bu aşk bitti diye
Gömemedim seni kalbime
İntizar etmedim küsemedim sana
Görünürde tozu bile kalmadı oysa
Sadece ılık ılık akan bir kan yüreğimde
Çağlayan gibi akar gönlümde
Pişmanlık duymadım asla
İnkar etmedim bu aşk oyununu
Yine de sorarım kendime böylemi olacaktı sonu
Kahırlar kaldı mazide , isyanlar hayalde
Tek kalan özlem, bunu biliyorsun sende
Kızmıyorum artık kaderime
Tek başına yol aldığım bu ahir de
Sensizlik ceza değil bana aşk kıymeti bilene
Yaşıyorsan eğer hala yüreğinde
Hiç üzülme kenetlenmiş yürekler en derinde
Zaman hızlı geçsin artık mutlu sona doğru
Günahla suçlansan da, yapılsa da sorgu
Bil ki beraat edeceksin
Tanrı huzurunda sorulduğun da soru
Az kaldı biliyorum, artık gidiyorum
Ruhum uçuşacak öksüz bir kuş gibi semalar da
Kaybolup gidecek mısralar sararan yapraklar da
Yelken açacak zamanlar artık yeni sevdalara
Kalp bir koza , sevdalar kelebek
Kozasını bırakmış kelebekler gibi uçuşacak özlemler
Bir günlük ömrü olsa da..
Hayat Torlak
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SİESTA YAPIYORUM
24/7/2009
Siesta yapıyorum,üzerimde bir rehavet nasıl atacağım bilemiyorum. Bireysel tembellikler topluma da sirayet ediyor tabi. Millet olarak bir ağırlık çökmüş üstümüze silkelenip ayağa kalkmamız şart. Zaten birilerinin dümen suyunda gitmiyormuyuz? Fakat nereye kadar ..Uyanmanın zamanı geldi ve geçiyor. Fakat şöyle tatlı geldi bana dokunmayında biraz daha Siesta yapayım. Belki rüyamda güzel şeyler görürüm.
Kalıcı Bağlantı
Su almaya gidiyorum ( onverita blog's arshive)
2/7/2009
Ey sevgili ! Kuyu da su var fakat suyu alacak ip yok elimde ,sadece yukardan baktığımda suda kendi aksimi görüyorum o kadar. Fakat kendi adıma epey susuz kaldım buralarda biraz diyorum su aramaya çıksam. Hem belki o zamana kadar su birikir kuyuda ve yükselir elimdeki ip su almamıza belki yeter, su arama derdinden kurtulurum o zaman.
Su almaya gidiyorum
İçimde bir korku, ecele faydası olmayan
Tedirgin, kızgın titriyorum.
Her şeye rağmen geriye dönüp
Acı bir gülümsemeyle bakıyorum
Sonra dönüp ilerliyorum
Elimde kova ya da dosya ne fark eder
Su almaya gidiyorum
Düşünceler doldurup içini
Geri gelmeyi düşlüyorum.
Düzen sükut bulunca , akıl bende durunca
Nasılsa şimdilik varım diyorum
Gidip dönmemek gelip görmemek
Rüzgarın yaprağı savurduğu gibi
Havada uçan kuş tüyü gibi hafif
Bir o kadar ağır yüreğimde
O gidişin vardı ya, aynı onun gibi
Gurur, düşün, sevgi seli
Ardında bırakıp gitmiştin beni
Şimdi yalnız kaldım buralarda
Geliyorum bekle beni
Bilirsin yalnızlığı severim
Merak etme yokluğunu yenerim
Şimdi kalem tutmaz ellerim
Susuz kaldım bu diyarda biliyorum
Su almaya gidiyorum.
hayattorlak 12.10.2008 onverita/blog's arshıve
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yine hain tuzak yine şehit yine gözyaşı
28/5/2009
Güne gözyaşı ile başlamak ne acı bir duygu, umutla açılan gözler yataktan kalkış ve kara haber, 6 askerimiz mayın tuzağında hayatını kaybetti sekiz askerimiz yaralı, içlerinde durumu ağır olanlar var. Yaşanacak bir gün ancak böyle haram edilir insanlara..
Şimdi neler neler sorgulanacak, neler neler söylenecek, fakat giden canlar arkalarında acı ve feryatlar bırakacaklar ve maalesef bir daha dönmeyecekler. Dur demenin zamanı çoktan geldi ve geçti. Bu olaylar ne ilk ne de son olacak terörle pazarlığın masaya yatırılmaya çalışıldığı bir dönemde, organik ilişkileri belgelenmesine rağmen TBMM başkanının DTP vekillerinin gözaltına alınmaması için tebligat yapılmamıştı gibi saçma sapan bahaneler uydurması artık devletin zirvesinde de olaylara çok da gerçekçi bakmadığını ve birçok şeyi görmezden geldiğini gözler önüne sermiştir.
Bu konular da asker makamı zaten gerekli açıklamaları olduğunca yapmaya çalışmaktadır.Ancak Bugün gelinen nokta da sivil irade anlaşılan o ki üzerine düşeni yapamadığı gibi aksine terör yanlılarına ve teröristlere güç vermektedirler.
Hem terörle pazarlık olmaz diyeceksiniz öte yandan ilişkileri resmen belgelenmiş vekilleri dokunulmazlıklarını kaldırıp gözaltına almayacaksınız. Belki bu bir çözüm gibi görünmeyebilir fakat en azından görevin yerine getirilmesi dolayısı ile de bir gözdağıdır.
Artık gün bugündür diyemeyiz artık, yok tarihi fırsatmış, uzlaşma zemini açılmışmış bunların hepsi tamamen yanlıştır. Çünkü TERÖR acımaz, ruh yoktur. Korkutulmuş, şartlanmış, cahil beyinleri yıkanmış,uyuşturulmuş insanlar öyle ya da böyle kullanılmaktadır.
Bölge halkına verilen mesaj güvenlik güçlerine yapılan bu kalleş saldırılarla sindirme ve yanına çekme politikasıdır.
Şemdinli, çukurca gibi bölgeler maalesef terörün kolayca barınabildiği bir coğrafya ya sahiptir. her olaydan sonra başlatılan operasyonlar bölgenin kontrol edilebilirliğinin ne kadar zor olduğu gerçeğini de bize hatırlatmaktadır.
Bütün bunlara rağmen Silahlı kuvvetler üzerine düşeni şehit verme pahasına yapmaktadır ve yapacaktır. Ancak sivil inisiyatifin kanunları uygulama noktasında bile üzerine düşen görevleri yerine getirmediklerini kaygı ve nefretle takip ediyoruz.
Şimdi bir vatandaş olarak Cumhurbaşkanı sn Abdullah Gül’e soruyorum. Neymiş tarihi fırsat ? Neymiş zaman kaybedilirse büyüyecek olan kürt sorunu ? Neymiş uzlaşma neyin uzlaşmasıymış bir açıklasın da görelim bakalım.
Şehitlerimize, evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine ve Türk Silahlı kuvvetlerine baş sağlığı diliyorum. Çünkü anlaşıldı ki ateş düştüğü yeri yakıyor hiçte milletin umurunda değil.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
90. yılda 19 Mayıs 1919
12/5/2009

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün arkadaşlarıyla bağımsızlığa attığı ilk adım olan 19 Mayıs Gençlik ve spor bayramı Ulusumuza hayırlı olsun, kutlu olsun.Bize bugünleri yaşatanları rahmet ve minnetle anıyoruz.
Bayramının kutlanmasından öte artık ayrışmanın göze çarptığı günler haline gelen bu özel günler sevinçle beraber sıkıntıları da beraberinde getirmekte. Bilhassa son10 yıl göz önüne alınacak olursa gençlerin bayramda giyecekleri kıyafetler tartışılıp durmakta.Hatırlarsınız bazı illerimizde çarşaflarıyla törene katılan gruplar mevcuttu. Atatürk’ün kurduğu ve çağdaş uygarlık hedeflenerek çıkılan yolda adeta bir takoz gibi yol tıkayan görüntülere şahit olmuştuk.
Adı üzerinde Gençlik ve Spor, gençliğin temsil ettiği spor kıyafetlerle gösteri ve yürüyüşlerin düzenli olarak yapıldığı meydanlar, şehir caddeleri ve stadyumlar da yapılan programlarla kutlanan bu bayram da çığırından çıkarılmaya çalışıldı. Bazı valiler sorgulandı, savunmaları alındı temsili dendi geçildi. Oysa öyle geçiştirilecek küçük konular olmadığını arkasında dağ gibi bir karanlığın olduğunu ve ülkeyi tehdit ettiğini çoğumuz bilmekteyiz.
Bu demek değil ki Genç kızlarımız mayolarla çıksınlar bu da çağdaşlık ölçüsü olamaz tabi fakat makul ölçülerde ve günün amacına uygun spor giysiler ile gösteri mahiyetindeki folklor ekiplerinin yöresel kıyafetleri mutlaka gerekli, farklı yöre, farklı kültürlerin buluştuğu Anadolu insanımızın taşıdığı renkleri hepimiz içimize sindiririz. Ancak bunu kötüye kullanmak isteyenler, kutuplaşma yaratmak isteyenler artık gizli değil aşikar yapıyorlar, hatta bayramlarda inadına direnip tartışma yaratıyorlar.
bir şeylere alıştırılmak isteniyoruz. Hatırlarsınız Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde yer yerinden oynamıştı. Türban köşke çıkamaz diye insanlar meydanlara çıkmıştı ne oldu? Türban köşke çıktı. Sonra ne oldu? Hiçbir şey!. alıştırıldık ve konu gündemden düştü kapandı gitti unutmayalım! bu kişiler Türkiye’yi Avrupa insan hakları mahkemesine şikayet etmişti.
Demem o ki, kurbağa misali yine ısıtılmaktayız , kurbağa misali kaynadığımı anladıktan sonra iş işten geçmiş olacak.
Yine unutmayalım ki bugün Türkiye’nin birçok gerçek anlamda aydınları artık baskı altında tutulmakta aba altından sopa gösterilmekte, gözaltına alınan aydınların kiminin 2 gün traş olamadığından uzayan sakalları televizyonlarda yayınlanıp çaresiz bitkin ve suçlu imajı verilerek gururları ayaklar altına alınmakta..Acaba millet olarak bunların farkındamıyız. Bugün yargı tartışılır hale geldi, Adaletin simgesi terazili kadının gözünden bant çıkarıldı.Ayağınızı denk alın der gibi zaten gözü bağlı olsaydı birçok haksız tutuklama olmaz belki de yakıştı bugünün şartlarına kimbilir.
Aynı kanı taşıdığımız Azerbeycan’la ikili ilişkiler, Obama’nın ziyaretinden sonra kopma noktasına geldi. Ermeni lobisinin güçlü olduğu birkez daha gözler önüne serildi, şimdi bir delinin kuyuya attığı taş kendini akıllı zannedenlerce çıkarılmaya çalışılıyor.
İşte böyle bir ortamda bir 19 Mayıs gençlik ve spor bayramını kutlayacağız.. Sevgili ülkem benim, sancılı ülkem kimleri bastın bağrına ne gençler hayatıonı kaybetti şimdi yatıyorlar aslanlar gibi, kalanları topluyorlar şimdi onlar da dünün gençleri erkek kadın, hasta, yaşlı kim varsa toplanıyor.. ve biz bu insanlarımızla bir bayram kutlayacağız 19 Mayıs 1919 ve 19 mayıs 2009 dokuzlrın çok olduğu bir tarihte millet olarak yarınımızdan beklentilerimiz azlıyor kaygılıyız. Hani derler ya dokuz doğuruyoruz bu bol dokuzlu tarihte.




Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

